Çağrı PDF Yazdır
Administrator tarafından yazıldı.   
Perşembe, 06 Haziran 2019 20:31

Çağrı

23 Haziran’da İstanbul’da Erdoğan’a, Binali Yıldırım’a, Cumhur İttifakı’na oy yok!

Oylarımızı demokrasi, özgürlük, eşitlik ve barış için kullanalım!

Erdoğan ve AKP’in talan ve yağmasına son verelim,

Demokratik, şeffaf, adil belediyeciliğin önünü açalım!

23 Haziran 2019’da İstanbul’da seçmen İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı‘nı seçmek üzere yeniden sandık başına gidiyor. Bu zoraki, dayatılmış bir seçim ve sandık başına gidiştir. Çünkü İstanbullular 31 Mart 2019’da belediye başkanlarını seçtiler. 14 bin oy farkıyla Cumhur İttifakı adayı AKP’li Binali Yıldırım’ı geçen Millet İttifakı adayı CHP’li Ekrem İmamoğlu belediye başkanı seçilmişti.

Ama halkın hür iradesinin başına bir balyoz gibi indiğini bir türlü kabullenemeyen Erdoğan, „seçimlere çete karıştı“, „hile oldu“, „şaibe düştü“, „oylar çalındı“ diye yaygarayı bastı, Yüksek Seçim Kurulu YSK’ya itiraz üzerine itirazlar yağdırdı, ona baskı yapmaya başladı. Geçersiz oyları, bazı ilçenin sandıklarını tekrar tekrar saydırdı. Binali ile İmamoğlu arasındaki fark bir türlü kapanmıyordu. Sonunda İl Seçim Kurulu İmamoğlu’na başkanlık mazbatasını verdi. İmamoğlu belediye başkanı oldu. AKP’nin talan ve yolsuzlukları bir bir ortaya çıkmaya başladı. İstanbul Belediyesi AKP’in arpalığı olmuştu. İstanbul’u kaybetmek Erdoğan için, AKP için büyük bir yıkımdı.

İstanbul neredeyse Türkiye’nin yarısıydı. İstanbul’un ekonomik, mali, politik, kültürel gücünü arkasına almayan bir iktidarın Türkiye’yi yönetmesi çok zordu. Erdoğan bunu en iyi bilenlerdendi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin mutlak İmamoğlu’ndan alınması gerekiyordu. Erdoğan yalnız kendi “kurmayları”na değil, YSK’ya da emirler yağdırarak „ne yapın, ne edin, İBB seçimini iptal edin, seçimi yenileyin“ dedi. Burjuva demokrasilerinde, muktedir istedikten sonra çare tükenmez. Sonunda çare de bulundu. Sandık kurullarının oluşumunda seçim kanununa uyulmamıştı. Bir çok sandıkta başkan ve üye kamu görevlisi değildi. Bu ise AKP’ye göre “tam kanunsuzluk hali”nin oluşması demekti. YSK için bu görüşe katılmamak demek, Erdoğan’ın zulmüne, hışmına uğramak demekti. Sonunda YSK’nın çoğunluğu AKP’nin görüşü olan “tam kanunsuzluk hali”ni kabul etti ve seçimleri iptal etti. Böylece YSK diğer yargı organları gibi kanunları, kendi içtahatlarını çiğneyen, Erdoğan’dan korkan, ondan bağımsız hareket edemeyen bir kurul olduğunu ortaya koydu. Bir kez daha Türkiye’de hukuksuzluğa ve adaletsizliğe imza attı, yargının bağımsız ve tarafsız olmadığını gösterdi. Böylece İmamoğlu’nun başkanlığı gasp edildi, mazbatası elinden alındı. Bunun üzerine İmamoğlu ve tüm demokratik güçler hodri meydan, 23 Haziranda görüşürüz dediler. Bu meydan okumak güzeldi, ama kazanılmış hakkı vermemek daha güzel olacaktı. Bunun için yığınları sokaklara dökmek, kamuoyu baskısı yaratmak gerekiyordu. Gerek İmamoğlu, gerek CHP ve diğer demokratik güçler bu konuda maalesef büyük bir basiretsizlik gösterdiler. Alınanı vermemek gerekirdi!

Şimdi 23 Haziran‘da hesaplaşılacak, İstanbulluların ak oylarıyla gaspedilen haklar geri alınacak, adalet yerini bulacak. Ama bu “cepte keklik” değildir. Zira yenilen karşı taraf tüm gücüyle seçimlere yüklenecektir. İstanbul’u geri almak için hileye, yolsuzluğa, şiddete her şeye başvuracaktır. Devletin gücünü daha çok kullanacaktır. Onlar ne pahasına olursa olsun İstanbul’u almak için seçimi iptal ettirdiler. Şimdi işimiz daha zor. 31 Mart’tan daha çok çalışmak gerekiyor. Yığınları, yeni seçmen kitlelerini kazanmak gerekiyor. Özellikle tabanda Kürt seçmenle daha iyi, kalıcı bağlar kurmak, onlarla daha açık konuşmak şart. İstanbul’daki seçim kampanyası boyunca Kürtler ve diğer Türkiye halklarıyla kurulan dostlukların ve ittifakların seçimden sonrada devam ettirileceği vurgulanmalı ve bu kazanımın Türkiye’de Kürtlerle barışın yolunu açacağı belirtilmelidir. Kürt oyları 31 Mart’ta olduğu gibi 23 Haziranda da belirleyici olacaktır. Başta Erdoğan olmak üzere karşı taraf da bunu gördüler, Kürt, PKK ve HDP düşmanlığının para etmediğini anladılar. Onlar daha şimdiden Kürtlere kur yapmaya başladı. Kürdistan ve beka konusunda, açlık grevlerine saldırı konusunda geri adım atmak zorunda kaldılar. Öcalan’a uygulanan tecrit kırıldı. Avukatlar ve ailesi Kürt Halk Önderi Öcalan’la görüşmeye başladılar. Bu manevralarla Erdoğan Kürtlerin gözünü boyamaya, onları aldatmaya çalışıyor. Oysa Erdoğan’ın Kürtleri kandırma zamanı çoktan geçti. Kürtler örgütlü ve bilinçli hareket ediyorlar. Erdoğan’ın adayını mağlup ettirmek için oy kullanacaklarını açıklıyorlar. Kürtleri kandıramayacağını anlayan Erdoğan Kürtlere gözdağı vermek için seçim öncesi yine saldırıya geçti, Hakurk’a girdi, dağı taşı bombalamaya başladı. Görülüyor ki burdan da umduklarını bulamayacaklar. Tepelerine bomba yağdıran bir iktidara Kürtler oy vermez!

Artık şu gerçek tüm çıplaklığı ile bilinmelidir: Kürtler Türkiye’nin kaderi için kilit konumundadır. Kürtlerle birlikte olmadan, onlarla ittifak kurmadan Erdoğan yenilemez, ona sonunu getirecek darbe indirilemez, Türkiye’de barış ve demokrasi yolu açılamaz. Seçim kampanyası boyunca HDP’li, CHP’li, İYİ Partili, hatta Erdoğan’a kızgın AKP’lilerle tabanda kurulacak ittifaklarda Kürt Türk birliğinin önemi vurgulanmalı, Kürtler özgür olmadan Türklerin de özgür olamayacağı, eşitlik, özerklik, özgürlük ve demokrasi temelinde ortak bir yaşamın kurulamayacağı bilince çıkarılmalıdır. Yukarıda CHP yönetimi kızacak, karşı çıkacak diye yığınlara bu ilkeleri anlatmaktan geri durulmamalıdır.

Şimdi hep birlikte Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkesi, Trabzonlusu, Rizelisi, Erzurumlusu, Sivaslısı, Erzincanlısı, Rumu, Ermenisi, Arnavutu, Boşnağı, Romanı, Alevisi, Sunnisi, Hıristiyanı „Cumhur İttifakı‘na, Erdoğan’a, Binali Yıldırım’a oy yok!“ diyelim. 23 Haziran‘da da 31 Mart’ta olduğu bibi Erdoğan’a bir darbe daha indirelim. İstanbul seçimini kaybettirelim. İkinci kez O’na sonunun geldiğini bildirelim. Artık 4,5 yıl daha “huzur” içinde ülkeyi yönetemeyeceğini gösterelim. Bunun için 31 Mart’ta olduğu gibi sandıklara sahip çıkalım. Halktan oy alamayacak olan Erdoğan’ın başvuracağı ilk çare yine hiledir, hırsızlıktır, şiddettir. Ona bu fırsatı vermeyelim.

Haydi İstanbul sokaklarına, yığınların arasına! Her bir oy önemlidir!

Haydi 23 Haziran‘da sandık başına! Erdoğan’a bir kez daha sonunu geldiğini gösterelim!


TKP 1920                                                   www.tkp.online.com

Son Güncelleme: Salı, 10 Eylül 2019 10:26