31 Mart 2019 Yerel Seçimleri: Erdoğan için sonun başlangıcıdır PDF Yazdır
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 22 Nisan 2019 21:37

Açıklama

31 Mart 2019 Yerel Seçimleri: Erdoğan için sonun başlangıcıdır.

 

Demokratik güçler hedeflerine ulaştı:

Kürdistan’da kayyımlar silip süpürüldü, büyük şehirlerde AKP hezimete uğradı

İstanbul’daki AKP itiraz manevraları ilk etapta dumura uğratıldı

Şimdi YSK’nın İstanbul’da seçimleri iptali engellenmelidir!

 

31 Mart 2019 Yerel Seçimleri başta HDP olmak üzere partimiz TKP ve diğer devrimci demokratik güçlerin açıkladığı ve uyguladığı, gerçekleşmesi için canla-başla çalıştıkları politik çizgi doğrultusunda gerçekleşti: Özellikle doğuda, Kürdistan’da kayyımlar büyük ölçüde silinip süpürüldü, Diyarbakır, Van, Mardin, Hakkâri ve daha birçok belediyeler kayyımlardan kurtarıldı. Türkiye’nin batısında da AKP-MHP ittifakı kaybettirildi, onlara büyük bir darbe indirildi. Yalnız İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerde değil Adana, Mersin, Antalya, Aydın gibi daha birçok büyük şehirde de AKP-MHP ittifakı belediye başkanlıklarını kaybetti. Halklarımız AKP ve özellikle onun Genel Başkanı Erdoğan’a bir ders verdi. O’nun antidemokratik keyfi yönetimine, otoriter, faşizan rejimine, Kürt halkına karşı uyguladığı baskıya, ona karşı sürekli yürüttüğü savaşa, pahalılığa, enflasyona, doları azdıran ekonomi politikasına hayır dedi. Her ne kadar Erdoğan Cumhur İttifakının hâlâ %52 gibi bir desteği var diyerek kendine ve tek adam rejimine bir meşruiyet kazandırmaya çalışsa da bu seçimlerde aldığı yenilgi, uğradığı kayıplar O’nun sonunun başlangıcıdır. Artık eskisi gibi yönetilmek ve yaşamak istemeyen yalnız halklarımız değil, egemen güçler, en başta Erdoğan ve çevresi de eskisi gibi yönetemeyecek durumdadırlar. Bu henüz devrimci bir duruma işaret değildir, ama seçim kampanyası sırasında yakalanan tabandaki eylem birlikleri devam ettirilirse, Erdoğan’ın önüne koyduğu seçimsiz rahat bir 4,5 yıllık keyfi yönetim kısa bir zaman sonra sonlandırılabilir. Yığınlar zaferin, başarının tadını aldı, yenilmez olarak bilinen Erdoğan’ın yenilebileceğini gördü ve gösterdi. Bundan sonrası devrimci güçlerin tabanda çalışmasına, Kürt ve Türk ittifakını tabanda güçlendirilmesine bağlıdır.

Seçimlerde başarı HDP ve Kürtler sayesinde oldu

Şu açıkça ifade edilmeli ki, bu başarı her şeyden evvel direnen Kürt halkınındır, 5 aydan fazla bir zamandır Öcalan’a uygulanan tecride karşı açlık grevleriyle direnen Leyla Güven ve arkadaşlarınındır, Doğuda Kürdistan’da kayyımları silip-süpürerek, batıda AKP’ye büyük şehirleri kaybettirecek bir politika izleyen HDP’nindir, HDP’nin bu seçim stratejisine ‘destek olun, mutlak sandığa gidin, AKP’ye kaybettirin’ diye 29 aydır haksız yere tutuklu olduğu Edirne cezaevinden mesaj gönderen, seçmeni harekete geçiren Demirtaş’ındır, Kürdistan'da oluşturulan güç birliğinin başarısıdır. Bir kez daha faşizan AKP-MHP koalisyonuna karşı verilen mücadelede Kürt halkının, HDP’nin kilit bir rol oynadığı görüldü. Kürt ve Türk halkının ve diğer Türkiye halklarının, işçi ve emekçi yığınlarının, demokrasi güçlerinin birliği gerçekleştiğinde yıkılmayacak bir faşist rejimin, devrilmeyecek bir diktatörün olamayacağı ortaya çıktı. Nasıl HDP ve Demirtaş, 7 Haziran 2015 seçimlerinde ‘seni başkan yaptırmayacağız’ belgisiyle AKP ve Erdoğan’a ilk yenilgiyi tattırdıysa, şimdi de, 31 Mart 2019 seçimlerinde ‘sana kayyımlarını da, büyük şehirlerini de kaybettireceğiz’ politikasıyla ikinci kez yenilgiyi yaşattı. En başta Erdoğan’a, en büyük aşkı ve sevdası olarak adlandırdığı İstanbul’u kaybettirdi. O İstanbul ki, O’nu kaybeden Türkiye’yi kaybeder! Onun için 31 Mart seçimleri, Erdoğan’ın, faşizan AKP-MHP iktidarının sonunun başlangıcıdır diyoruz. Bu yerel seçimleri bir genel seçim atmosferine çeviren, bir bekâ sorunu yapan Erdoğan ve Bahçeli idi. Onlara İstanbul ve diğer büyük şehir belediye başkanlıklarını kaybettiren halk, onların faşizan iktidarlarını da istemediği konusunda kesin bir irade beyanında bulunmuştur. Bekâlarının, geleceklerinin sönmeye başladığını göstermiştir. Bu seçimde halktan bir nevi güvenoyu isteyen Erdoğan, bu güvenoyunu alamamıştır.

Son Güncelleme: Pazar, 28 Nisan 2019 19:40
Devamını oku...
 
Çağrı - 31 Mart Yerel Seçimlerinde Faşist Erdoğan rejimini geriletelim PDF Yazdır
Administrator tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 09 Mart 2019 19:37

Çağrı

31 Mart Yerel Seçimlerinde Faşist Erdoğan rejimini geriletmek için

Oylarımız HDP adaylarına,

HDP’nin aday çıkartmadığı yerlerde AKP-MHP ittifakına karşı savaşan adaylara!

31 Martta yapılacak yerel seçimler bir yerel seçim havasından çoktan çıktı, bir genel seçim havasına büründü. Seçim kampanyalarında faşist Erdoğan rejimininin ve Türkiye’nin bekâsı, geleceği tartışılan ana sorun haline geldi. Bu anlaşılır bir durumdur. Çünkü Erdoğan’ın faşist diktatörlüğünden ve uygulamalarından, Kürtlere karşı yürüttüğü savaştan ve saldırılardan, sürekli artan hayat pahalılığından ve yoksulluktan bıkan halk, Erdoğan’ın gitmesini, Kürtlere karşı savaşın bitmesini, ülkeye demokrasinin, barışın, refahın gelmesini istemektedir. Yerel seçimleri kaybetme durumunda kendi sonunun gelmekte olduğunu gören Erdoğan ise, kendi iktidarının sonunun Türkiye’nin bekâsı, sonu olacağı yalanını yaymaya çalışmaktadır. O, böylece halk yığınlarına gözdağı vererek zevahiri kurtarmayı, seçimleri kazanmayı umut ediyor. Şimdiye kadar olan tüm seçimlerde devlet gücüne dayalı hile ve manipülasyonları bu seçimlerde de yaparak seçimleri kazandığını ilan etmeye hazırlansa da AKP-MHP faşist rejiminin sonu gözükmektedir.

31 Mart akşamında cevap bekleyen soru, Türkiye Erdoğan’ın otoriter, faşist diktatörlüğünden kurtulmak için bir adım atacak mı, yoksa Erdoğan faşist diktatörlüğünü devam ettirecek mi? Eğer 31 Martta demokrasi güçleri Türkiye’nin özellikle üç büyük şehrinde, İstanbul, Ankara ve İzmir’de AKP-MHP’den oluşan faşist Cumhur İttifakını yenebilirse gerçekten de Erdoğan için bir bekâ sorunu doğacaktır. Artık Türkiye’nin Erdoğan’dan kurtulması için ilk büyük adım atılmış olacaktır.

Son Güncelleme: Pazar, 28 Nisan 2019 19:41
Devamını oku...
 
Maksizm hâlâ güncel PDF Yazdır
Administrator tarafından yazıldı.   
Cuma, 14 Eylül 2018 21:40

Karl Marx 200 yaşında- Hâlâ güncel

 

10. Eylül 2018: TKP 98 Yaşında!

 

Türkiye işçi sınıfına, emekçilere, köylülere, aydınlara, gençlere ve kadınlara, Türk ve Kürt tüm Türkiye halklarına kutlu olsun!

 

10.Eylül 1920 partimiz TKP’nin kuruluş yıl dönümü. Bu 10 Eylül 2018’de partimiz 98 yaşına girdi. 2 yıl sonra 100 yaşında olacak. Umudumuz o ki, 2020’de partimizi ayağa kaldırmış, bu zor işi bir yere kadar başarmış olalım. Partimiz TKP’nin zayıflığı bugün ülkemizin içinde bulunduğu zor koşullardan çıkışta daha çok hissedilmektedir. Erdoğan’ın faşizan rejimini geriletecek ve yıkacak, bu rejimin Kürt halkına karşı savaşını, komşulara karşı saldırılarını durduracak devrimci bir hareketin yaratılması, Kürt ve Türk işçi ve emekçilerinin, devrimci demokratik, barışsever güçlerinin bir cephe oluşturması, etkin bir mücadeleye girmesi güçlü bir TKP’yi gerektirmektedir. Erdoğan’ın milliyetci, islamist, tekci politikalarına, emperyalist yayılmacı girişimlerine karşı yığınları harekete geçirmek için çalışmalarımıza yeni bir içerik ve atılım kazandırmamız şart. Bu üye ve sempatizanlarımızın ideolojik düzeyini yükseltilmesini, yığınlarla bağlarının güçlendirilmesini gerektirmektedir. Bunun için uluslararası işçi hareketinin, partimizin tarihini, savaş deneylerini, teorimiz Marksizm-Leninizmi öğrenmelim, bunları işçi ve emekçi yığınlara aktaralım ve yığınlar içinde çalışmalarımızı hızlandıralım.

 

Bu yıl, 2018 yılı aynı zamanda teorimiz Marksizmin kurucusu Karl Marks 200 yaşına girdi. Bizim ve uluslararası işçi hareketi tarihinde böylesi yıl dönümleri üyelerin ve hareketimizin bilinç düzeyinin yükseltilmesi, Marksizm-Leninizm klasiklerinin okunması, yeni üyelerin kazanılması  için kampanyalar düzeenlenerek değerlendirilirdi. Bu geleneğe sadık kalarak, Marks’ın 200. doğum yıl dönümünü kutlamanın ve anmanın en doğru yolun, onun teorisi Marksizmi öğrenmek, temel eserlerini bir kez daha okumak, bilgilerimizi tazelemek olduğunu düşündük. Buna katkı olarak da, aşağıda Maarksizmin üç ana kolu olan: diyalektik ve tarihsel materyalizm, ekonomo politik ve bilimsel komünizm hakkında temel bilgileri içeren bir özet yaptık ve sonuna da Marks ve Engels’in Şark Meselesi veya Türk Sorunu ile ilgili makaleleri hakkında bir bilgilendirmede bulunduk. Yoldaşlarımız bunu sırf bir teşvik olarak görmeli ve Marksizm-Leninizm konusunda bilgi dağırcıklarını sürekli genişletmelidirler. Zira “devrimci teori olmadan devrimci devrimci pratik olmaz!” (Lenin).

 

Karl Marx 200 yaşında- Hâlâ güncel

 

1- Giriş

Bu yıl dünyada komünistler ve ilericiler, işçiler ve emekçiler, ezilenler ve sömürülenler kendilerinin ve tüm insanlığın baskıdan ve sömürüden kurtuluşunun yolunu gösteren, bu kurtuluşun teorisini kuran ve onu bilimsel temellere oturtan Karl Marx’ın 200. doğum yılını kutlamaktadırlar. Marx bundan 200 yıl önce 5 Mayıs 1818’de Almanya’nın Trier şehrinde doğdu. Yarattığı eserler, oluşturduğu teori: diyalektik ve tarihsel materyalizm, ekonomi politik ve bilimsel komünizm insanlığın düşünce ve gelişme terihinde yepyeni bir çığır açtı, radikal bir dönüm noktası oldu. İnsanın yaratılan değil yaratan olduğunu, edilgen değil etken olduğunu, yaratarak, çalışarak, pratikte hem dünyayı hem de kendisini değiştirdiğini ve geliştirdiğini gösterdi. İnsanlığın zorunluluklar aleminden özgürlükler alemine sıçrayışının mümkün olduğunu bilimsel olarak kanıtladı. Bunun için son sınıfsal toplum kapitalizmin ve onun dayandığı özel mülkiyetin işçi sınıfi ve müttefikleri tarafından kaldırılması ve baskısız, smürüsüz, sınıfsız komünist topluma geçilmesi gerekliliğini bilimsel olarak ortaya koydu. Bunu yaparken, yaşanan kapitalist toplumu derinlemesine analiz etti, onun yasallıklarını kaşfetti ve burjuvazinin kendi mezar kazıçısı proleteryayı yarattığını, proleterya tarafından yıkılışının kaçınılmaz olduğunu ortaya koydu. Proleteryanın sınıf olarak, bu devrimle hem kendini, hem de tüm sınıfları ortadan kaldıracağını gösterdi

 

Son Güncelleme: Pazar, 28 Nisan 2019 19:42
Devamını oku...
 
faşizan rejime karşı yığınların direnişini örgütleyelim PDF Yazdır
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazar, 15 Temmuz 2018 20:55

Erdoğan’ın kurmakta olduğu faşizan, tek adam rejimine karşı

yığınların direnişini örgütleyelim!

 

9 Temmuz 2018 de Erdoğan yemin etti, yeni görevine başladı. Bu yeminle Türk tipi başkanlık sistemi yürürlüğe girdi, Türkiye’de rejim fiilen değişti. Burjuva parlamenter demokratik rejimden faşizan, otoriter tek adam rejimine geçildi. Erdoğan yeni rejimi oluşturmak için hemen adımlar atmaya başladı. Atılan adımlar Türkiye’yi ve halkımızı bekleyen tehlikeleri gözler önüne seriyor. Türkiye’de devlet kökten değiştiriliyor, yeniden yapılandırılıyor.

Yemin törenini ardından açıklanan bakanlar ise, Türkiye’nin Erdoğan ailesinin bir çiftliği, Türkiye’nin bir Anonim Şirketi gibi yönetileceğini gösteriyor. Bu bakanlardan üçü özel sektörden gelme, Erdoğan’ın has adamları, şirket sahip ve yöneticileri, damadı ve kızının iş ortakları; biri özel doktoru, biri yaveri konumundaki general, diğerlerinin çoğu derin devletin tetikçileri. Hazine ve Maliye Bakanı ise Damat Berat Albayrak! Böylece hazinenin ve maliyenin anahtarı, yani devletin kasası tamamiyle Erdoğan ailesinin eline geçmiş oldu. “Erdoğan Hanedanlığı” Osmanlı Hanedanlığından bile güçlü konumlara geldi.

Son Güncelleme: Pazar, 28 Nisan 2019 19:42
Devamını oku...
 
24 Haziran 2018 seçimleri ve getirdikleri PDF Yazdır
Administrator tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 07 Temmuz 2018 23:24

24 Haziran 2018 seçimleri ve getirdikleri

 

 

24 Haziran 2018’de Erdoğan bir baskın seçimi yaptı. 2019’da yapılacak olan başkanlık ve milletvekilleri seçimini öne aldı. Onu bu adıma zorlayan özellikle ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve politik durumdu: Dolar 5 Liraya yaklaştı, dışardan eskisi gibi sıcak para ve yabancı yatırımcı gelmiyor, tersine kaçıyor. Afrin ve Kandil’de Kürtlere karşı yürütülen savaş halkın sırtına büyük bir ekonomik yük bindiriyor. Her şey ateş pahasına. Patates ve soğanın kilosu bir an 6 TL’ye fırladı. Benzin ve mazotun yanına yaklaşılmıyor. Bu yıl sonuna kadar ödenmesi gereken dış borç 185,9 Milyar Dolar. Şu ana kadar gerçekleşen cari açık 57 Milyar Dolar. Türkiye’nin bu borçları ödeyecek ne kaynağı, ne de gücü var. Önünde IMF’ye, Dünya Bankasına, AB’ye ve ABD’ye teslim olmaktan başka çare yok. IMF’nin reçeteleri ise, 80’li, 90’lı yıllarda yaşadık, çok acı. ABD’nin ve AB’nin ise “yardım” için şartları çok ağır. Onlar Türkiye’yi teslim almak, Ortadoğu’da istedikleri gibi kullanmak, bölgede daha büyük bir savaşın içine çekmek istiyorlar. Koşul üstüne koşul dayatıyorlar. Halkta ise bu emperyalist planlara karşı büyük bir tepki var. Bu durumda Erdoğan AKP tabanının eridiğini ve kendisine karşı tepkilerin büyüdüğünü gördü. 2019’u beklemek büyük sorunlara yol açabilirdi. Çareyi erken seçimde buldu. Muhalefeti hazırlıksız yaklamak için kısa zamanda seçim kararı aldı. Bunun için de, halkın dini duygularını daha çok sömürmek amacıyla, Ramazan ayını seçti.

Son Güncelleme: Pazar, 28 Nisan 2019 19:44
Devamını oku...
 
Oylar HDP’ye ve Demirtaş’a PDF Yazdır
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazar, 03 Haziran 2018 21:34

Haydi 24 Haziranda sandık başına!

AKP’yi mecliste azınlığa düşürmek, Erdoğan’ı başkan seçtirtmemek için

Oylar HDP’ye ve Demirtaş’a!

 

24 Haziran 2018’de yapılacak meclis ve cumhurbaşkanlığı seçimleri ülke için bir “kader” niteliğindedir. Erdoğan’ı iktidardan düşürmek, milletin ona “tamam” demesini sağlamak mümkündür. Bunun için gerekli olan Erdoğan’ın tek adam rejimine karşı gelen tüm güçlerin bir cephede birleşmesi idi.  Ama olmadı. Türk tarafının HDP ve Kürt karşıtlığı böyle geniş bir cephenin oluşmasını engelledi. Oysa Erdoğan’ın kaderini belirleyecek olan özellikle Kürt seçmeninin oyları, HDP’nin barajı aşmasıdır. Şimdi görev HDP’nin barajı aşmasını sağlamaktır.  Bunun için her oy önemlidir.

 

Bu koşullarda seçimlere partiler üç blok halinde giriyorlar. Bunlardan biri “cumhur” ittifakı. Bu ittifak AKP, MHP, BBP gibi en gerici, en şovenist, en milliyetci, en köktendinci kesimlerden oluşmaktadır. Bunların hedefi Erdoğan yönetiminde Türkiye’de tek adam iktidarını, faşizan bir rejimi kurmaktır. OHAL’lerle, KHK’larla, antidemokratik yöntemlerle, savaşlarla Türkiye’yi yönetmek, ekonomik krizin yükünü halkın sırtına bindirmek, tekellere büyük bir yağma ve talan olanağı sağlamaktır. Kürtlere karşı içte ve dışta savaşı sürdürmektir. “Cumhur” ittifakının iktidarını ve Erdoğan’ın başkanlığını önlemek önde duran en önemli görevdir. Bu mümkündür.

Son Güncelleme: Pazar, 28 Nisan 2019 19:44
Devamını oku...
 
Haydi 1 Mayıs 2018'e! PDF Yazdır
Administrator tarafından yazıldı.   
Cumartesi, 28 Nisan 2018 12:04

 

Haydi 1 Mayısa! 1 Mayıs alanları seçim alanları olsun!

Demokratik bir Türkiye için seçim kampanyasını 1 Mayıs’da başlatalım!

Tüm iş kolları ve sendikalardan işçiler, emekçiler, demokratik güçler, gençler, kadınlar!

1 Mayıs 2018’de, uluslararası işçi ve emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele gününde hep birlikte Istanbul’da yürüyelim! İşçi haklarını, demokeratik hak ve özgürlükleri savunalım!

Kürtlerle savaşa karşı çıkalım! Kürtlerle savaş değil barış isteyelim!

 

Bu yıl Türkiye’de işçi ve emekçiler 1 Mayısı olağanüstü koşullarda kutluyor. Erdoğan “baskın basanındır” anlayışıyla 24 Haziran 2018’de ülkeyi erken seçime götürüyor. O, sürekli uzattığı OHAL’lerle, çıkartığı KHK’larla, Rojova’da, Afrin’de sürdürdüğü savaşlarla her gün halk nezdinde itibarının kaybolduğunu, ülkeyi içine soktuğu ekonomik kriz karşısında seçmen tabanının eridiğini görünce alelacele erken seçim kararı aldı. MHP ile kurduğu ittifak da tehlikeye giren iktidarını kurtarmaya yetmedi. Şimdi O, OHAL koşullarında yapacağı, meşruiyeti şimdiden tartışma konusu olan bu erken seçimle faşist iktidarını kurtarmaya çalışmaktadır. Onun 2019’a kadar beklemeye gücü ve tahammülü kalmadı. O, bu baskın seçiminden medet ummaktadır. Bu fırsatı ona vermiyelim!

Son Güncelleme: Pazar, 03 Haziran 2018 17:19
Devamını oku...
 
ÇAĞRI-Erdoğan'ın Afrin saldırısına karşı çıkalım! PDF Yazdır
Administrator tarafından yazıldı.   
Pazar, 04 Şubat 2018 20:49

ÇAĞRI

 

Türk halkına, Türkiye halklarına, işçi sınıfı ve emekçilere, köylü, genç ve kadınlara, aydın ve sanatçılara, demokratik ve barışsever güçlere!

Faşist Erdoğan rejiminin Afrin’e saldırısına, Kürtlerle savaşına karşı çıkalım!

Savaşa karşı tüm demokratik ve barışsever güçler, birleşelim!

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve dayandığı faşist AKP-MHP iktidarı içte ve dışta ülkeyi yeni savaşlara sürüklüyor. İçte Türkiye’de Kuzey Kürdistan’a, dışta Irak’ta Güney Kürdistan’a, Suriye’de Rojava’ya, El Bab’a ve İdlib’e yapılan saldırılardan, açılan savaşlardan sonra, şimdi de uluslararası hukuku bir kez daha çiğneyerek Rojava’nın Afrin kantonuna saldırıya geçti, Kürtlere karşı haksız yeni bir savaş başlattı. Bu savaşı Türk ordusu ÖSO, Özgür Suriye Ordusu denen EL-Kaide bağlantılı terörist, gerici, cihatcı, katil sürüleriyle birlikte yürütmektedir. 20 Ocak 2018’den beri havadan ve karadan Afrin bombalanmaktadır. Türk savaş uçakları birçok sivil hedefleri, Afrin’in yerleşim yerlerini, köy ve şehirlerini vurmakta, tahrip etmekte, yıkmaktadır. Bir insan ve doğa katliamı yapmaktadır. Özellikle çocuk, kadın, yaşlı demeden sivil halktan birçok ölü ve yaralı var. Saldırı ve ilhak savaşı tüm kirliliğini bir kez daha göstermektedir. Erdoğan ve Türkiye bu saldırıyla bir savaş suçu daha işlemektedir. Karadan saldırıya geçen Türk birliklerine karşı YPG ve YPJ gerillaları ile Afrin’deki Araplardan ve diğer halklardan milisler güçlü bir direniş sergilemekte ve Türk ordusunun saldırılarını sürekli geri püskürtmektedir. Erdoğan’ın hedefi Afrin’i işgal ve ilhak etmek, Minbiç’e ve Fırat’ın doğusuna yürümek, Kürtlerin kazanımlarını imha etmektir. Ama Kürt halkı, Rojova halkı, Afrin halkı ayaktadır, direnmektedir; PKK, PYD, YPG, YPJ öncülüğünde elde ettiğimiz kazanımları Erdoğan’a boğdurmayacağız, kantonlarımızı savunacağız, Kobane gibi Afrin de düşmeyecek, Erdoğan Afrin’i fethedemiyecek, Afrin’den Minbiç’e, Fırat’ın doğusuna geçemeyecek, demektedir

Son Güncelleme: Pazar, 03 Haziran 2018 17:20
Devamını oku...
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>

Sayfa 2 / 3